FALCI !

Onlar apartmanımızın üst katlarındaki dairelerden birinde oturan üç öğrenci genç kızdı.
Hepsiyle de günün muhtelif zamanlarında ya asansörde ya da kapı önünde karşılaşırdık.
Aramızda geçen konuşmalar karşılıklı hal hatır sormak ve iyi günler dilemenin ötesine geçmemişti o güne kadar.
O gün, asansörde kızlardan biriyle karşılaştım.
Gözleri kıpkırmızıydı, belli ki ağlamıştı.
Bana -“ Buralarda bildiğiniz bir falcı var mı ?” diye sordu.
Şaşırdım.
Durup dururken böyle bir soru sorduğuna göre, hayatında yolunda gitmeyen bir şeyler vardı.
“- Yok!” diye yanıtladım onu ve devam ettim.
“- Fala pek inanmam ben?”
Şaşırma sırası ona gelmişti.
Göz pınarlarında biriken yaşlara engel olmaya çalışarak anlatmaya başladı:
Hayatında hiçbir şey yolunda gitmiyormuş…
Üniversite öğrencisiymiş, sevmediği bir bölümde okuyormuş, okulda bir sevgilisi olmuş, sonra bir gün sevgilisinin evine habersiz gittiğinde onu evde başka bir kızla yakalamış.
Çok üzülmüş, hiçbir şey yiyip içemiyormuş, çok acı çekiyormuş. Dolayısı ile okuldaki sınavları da berbat geçmiş, zaten okuduğu bölüme de alışamamış bir türlü.
Bu durumda o da geleceğini öğrenmek için falcı arıyormuş, çok çaresizmiş !!
Samimiyetimin olmadığı, sadece gördüğüm zamanlarda selamlaştığım bir kız bana bunları ayak üstü anlattığına göre bende Güzin Abla tipi var diye düşündüm.
Böyle bir durumla ilk kez karşılaşıyordum.
Ona falcının da sonuçta bizim gibi insan olduğunu, kimsenin geleceğini bir başkasının bilmesinin aslında mümkün olmadığını anlatmaya çalıştım.
Beni dinlemediğini fark ettim çünkü o falcı konusunda ısrarlıydı.
- “Aslında kendi kendinin falcısı sensin” dedim ona.
- “Neden?” diye sordu.
- “Bu günkü tercihlerin her zaman geleceğini belirleyecek de ondan, bu gün neyi seçtiysen gelecekte bugün tercih ettiklerini yaşayacaksın” diye yanıtladım onu ve devam ettim;
- “Sevgilinin kaçamağını affedip, aşkına yenik düşüp onunla evlensen bile, gelecekte eşinin bu tür kaçamaklarını yakalama olasılığın yüksek olacak; üstelik sevmediğin bir bölümde okuyor olman da gelecekte sevmediğin bir iş yapmana, tüm bunlar da mutsuz olmana neden olacak”
“ Kendi yeteneklerinin ve yapmak istediklerinin farkına var.
En önemlisi kendi değerinin farkına var, geleceğini kendin şekillendir, gör bak o zaman falcıya falan gerek kalmayacak” dedim.
Bir şeyler söylemek istedi, nazikçe acelem olduğunu söyleyerek ve iyi günler dileyerek ayrıldım yanından.
Dilerim kendini bulması için az da olsa katkım olmuştur.
Dilerim sağda solda falcı aramaktan kurtulmuştur.

Ocak 27th, 2010 at 23:31
Fal ne tuhaf bişiy…
İnsan hep geleceğini merak ederek yaşıyor şimdinin kıymetini bilmeden sonrada dönüp geçmişten hesap soruyor … ne yazık ki ..
Ocak 28th, 2010 at 02:27
“Falcı tanımıyorum ama hoca önerebilirim” deseydin ne derdi acaba.
Üniversite öğrencisi geleceği için falcı arıyorsa vah bizim geleceğin başına.
Çok güzel öğüt vermişsin Özlem’cim, inşallah anlayabilmiştir.
Yakışıklının karnesi için tarafımdan öpermisin.
Sevgiler…
Ocak 28th, 2010 at 10:37
ne güzel demişsin demesine de umarım anlamıştır kendisi. ah neden hep başkalarında, başka sözlerde ve hatta yalan sözlerde ararız ki teselliyi…
Ocak 29th, 2010 at 16:58
Bilsem ben de daha iyi hissedeceğim kendimi:)
Ocak 29th, 2010 at 16:59
Umarım anlamıştır Nur’cum.
Yakışıklıyı öptüm bile.:)
Ocak 29th, 2010 at 17:00
Evet ben de bunu düşünürüm hep.
Bu günün değerini bilsek yarın da ona göre şekillenecek zaten değl mi ama?
Sevgilerimle:)
Ocak 30th, 2010 at 13:46
Fal her yaşta merak konusu sanırım.
Ocak 30th, 2010 at 16:44
Bunlar sadece kendimizi telkin etmek için karşımızda ki bize olumlu şeyler söylediğinde mutlu olmaya elverişliyiz ne yazık ki , kendi kendimizi bazen avutamıyoruz.
İnşallah kız seni dinlemiştir senin gibi biriyle tanıştığı için falcıya gerek yok aslında:)) sen hayat hakkında her şeyi söylemişsin zaten…
ay keşke burda olsaydın
Ocak 31st, 2010 at 17:34
Sonra ne yaptığını bilmiyorum ama umarım aklını başına toplamıştır Özlem’cim:)
Bir gün karşılaşırız belki ne dersin?:)
Ocak 31st, 2010 at 20:01
özlemcim mail adresini bana iletirmisin rica etsem.
mercanbostancioglu@gmail.com
Ocak 31st, 2010 at 20:50
Özlemcim,
Sorunun cevabını buraya yazayım dedim. Ayla Kutlu Füruzan’dan sonra en sevdiğim yazardır, kitabını da geçen hafta aldım ve hemen yuttum. Güzel tabii, “Bir Göçmen Kuştu O” ve “Emir Beyin Kızları” tadında bir kitap ama ayla Kutlu’nun daha güzel kitaplarını okudum. Yine de alabilirsin, pişman etmez. Bugün de İnci aral’ın yeni kitabını gördüm ve aldım. “Sadakat”.Bakalım nasıl birşeydir, bugün başlamayı düşünüyorum. öpüldün…
Ocak 31st, 2010 at 21:21
Velhasıl, gözlerimi bozdum, okumaya doyamadım Nurşen’cim.
Bu günlerde yine kitap alasım var,
kitapevinden, internet üzerinden hiç farketmez, kitaplar arasında kaybolasım var ( hoş hangi gün yok ki? :))