BİR DOĞUM GÜNÜ HİKAYESİ

Genç kadın doktordan aldığı haber karşısında şaşkına dönmüştü.
Vücudunun tir tir titremesine ve gözlerindeki yaşlara engel olamıyordu.
Keşke tek başıma gelmeseydim doktora diye düşündü.
Heyecanını yenmeye çalışarak, postanenin yolunu tuttu.
Az sonra annesine göndereceği telgraf metni hazırdı ve çok kısaydı:
“ Anneciğim STOP, hamileyim STOP, sana çok ihtiyacım var STOP.”
Telgrafın ucundaki anne, telgrafı alır almaz küçük bir çantayla kızının yaşadığı şehre doğru yola çıkmış, bu arada kadın da bu haberi çoktan göz yaşları içinde, eşine, kız kardeşine ve en yakın arkadaşına vermişti.
12. yılındaydı evliliğinin.
Çok istemesine rağmen ilk 6 yıl çocuğu olmamıştı.
Evliliğinin 6. yılının sonunda hamile kalmış ancak bebek karnında tamamen doktor hatasından 7 aylıkken ölmüştü.
Karnında kıpır kıpır hareket eden bebeğin hareketleri 7. ayın ortalarında doktorun ısrarı üzerine çekilen röntgen sonucu durmuştu. Kısa bir süre sonra da ölen bebeği doğum yaptırarak anneden almışlardı.
O anı; dünyaya ölü olarak getirdiği erkek bebeğini hiç unutamamıştı.
Şimdi, kaybettiği bebeğinin acısını yüreğine gömmüşken ve artık anne olmaktan bile umudunu kesmişken 6 yıl aradan sonra tekrar bebeği olacaktı.
Eşinin işi nedeniyle, yaşadıkları denize kıyısı olan şehirden ortasından deniz geçen bir başka şehire “İstanbul”a taşınmaları gerekiyordu.
Takvimler ilk yaz aylarını gösteriyordu ve her şey yolunda giderse bebek yeni yıl bebeği olacaktı.
Taşınma işlemleri yapılırken genç kadın hiçbir şeye dokunmadı.
Eşi, annesi ve yeni taşındıkları mahalledeki komşu aile hep bir elden yeni evlerini yerleştirdiler.
Sıra iyi bir doktor bulmaya gelmişti.
Bir süre sonra doktoru da buldular.
Doktor genç kadını muayene etti ve ilk gözüne çarpan konuyla ilgili sorusunu sordu :
“- Kızım sen neden ellerin karnında geziyorsun?”
( Kadın, özellikle bebek karnında büyüdükçe iki eliyle karnını tutarak yürüyor ve bunu istem dışı olarak yapıyordu.)
Kadının yanıtı kesin ve kendinden çok emindi:
- “ Bebeğim düşmesin diye doktor bey. Bunu da kaybedersem yaşayamam.”
Doktorun yanıtı ise hamilelik dönemi boyunca genç kadını motive edecekti :
-“ Bebeğin durumu gayet iyi kızım, endişe etmeni gerektirecek bir şey yok. Ayrıca unutma ki bebek anne karnına pamuk ipliği ile bağlı değildir. Bu şekilde davrandıkça kendine ve bebeğine daha çok zarar verirsin.”
Bu konuşmanın üzerinden bir kaç ay daha geçti.
Hamilelik dönemi hızla ilerliyordu.
Yaz çoktan bitmiş, sonbahar yağmurları yerini kar ayazına bırakmıştı.
Henüz kimse bilmiyordu ama İstanbul tarihe yazılacak bir kış geçirmeye hazırlanıyordu.
Son kontrolüne gittiğinde doktor :
- “ Yılbaşı gecesinden itibaren dikkatli ol, bebek her an gelebilir. Ben o sırada yurt dışında kongrede olacağım, doğumu asistanım yaptıracak “ dedi.
Genç kadın, “asistan” kelimesini duyunca irkildi, - Ya ters giden bir şey olursa? Doktorum da olmayacak, asistanın ellerinde ne yaparım?- diye düşündü. Oysa o “asistan” birkaç yıl içinde İstanbul’da sayılı kadın doğum hekimlerinden biri olacaktı, bunu da henüz kimse bilmiyordu.
Yılbaşı gecesini sakin geçirdiler. Anlaşılan bebeğin keyfi yerindeydi. Belki de dışarıdaki soğuğun bebek de farkındaydı, bu nedenle annesinin içinde bulduğu sıcak, sakin, huzurlu ortamı terk etmeye niyeti yoktu.
Yılbaşından beri kar yağışı hiç dinmemiş, karlar diz boyuna ulaşmıştı.
Kadın, yeni yılın ilk cumartesi sabahı şiddetli bir sancıyla uyandı, bebeğin dünyaya geliş süreci başlamıştı.
Eşi işe gitmişti. Evde annesinden başka kimse yoktu.
Anne kız apar topar, adı yıllarca sürgün hayatı yüzünden birbirinden ayrı düşmüş bir çiftin kurmuş olduğu ve kendi isimlerini verdikleri Anadolu Yakası’ndaki çocuk ve doğum hastanesine gittiler.
Anneyi sabah 10:00’da doğum odasına aldılar.
Üzerinden saatler geçti. Öğlen oldu, akşam üzeri oldu …
Doğum gerçekleşemiyordu.
“Ya bu bebeğimi de kaybediyorsam ?” diye endişe duymaya başladı genç kadın ve bir anda aklına gelen düşünceyle irkildi
: -“ Eyvah, bu da öldü karnımda ve bana söylemiyorlar” dedi kendi kendine, birkaç saat daha böylece stres içinde beklemekle geçti.
Nihayet, akşam saat sekiz sularında, tekrar inanılmaz bir sancı ile kıvranmaya başladı.
Bir kere daha doğum odasına aldılar genç kadını, “asistan” doktor ve hemşireler başına toplandılar, doğum şimdi başlamıştı.
***
Genç kadın, bebeğinin dünyaya gelişinin her anını kare kare aklına yazdı ve hiç unut-a-madı.
Doktor bebeği aldı, göbek bağını kesti, bebeğin poposuna vurdu ve genç kadın bebeğinin ilk çığlıklarını duydu.
Bebeğin ilk çığlıkları ile annenin göz yaşları birbirine karışmıştı.
Doğum odasında, genç kadının bir önceki talihsiz doğum hikayesini bilen doğum ekibi, dışarıda bebeğin işten izin alarak hastaneye koşan babası, anneannesi, teyzesi, İstanbul’a taşındıklarında kendilerine kol kanat geren bu vesile ile sağlam bir dostluk kurdukları komşu aile ve bebeğin çığlığını duyan herkes sevinçten ağlıyordu.
Yıllar sonra gelen bebek ölmemişti. Biraz tembellik etmişti hepsi o.
Bu gün o bebeğin doğum günü.
Bebek artık büyüdü, hatta doğumunun üzerinden 42 yıl geçti ve şu an bu satırları yazıyor.
Bu da böyle bir doğum günü hikayesi işte.
42 yaşımı doldurduğum bu gün bu yazım, kendime doğum günü hediyem olsun.

Ocak 6th, 2010 at 08:46
Iyi ki dogmussun Ozlem’ cigim, harika bir yil ve yas olsun bu, cocuguna anlatacak yuzlerce guzel ani biriktir sen de. Opuyorum tatli yanaklarindan, iyi ki dogdun canim. nese
Ocak 6th, 2010 at 09:03
doğum günün kutlu olsun, nice sağlıklı , mutlu yıllar sevdiklerinle birlikte olman dileğimle sevgiler…
Ocak 6th, 2010 at 09:34
canım benim mesajım ulaşmıştır umarım ama ben bir de buradan iyi seneler dilemek istedim. kocaman öperim :))
Ocak 6th, 2010 at 10:00
sizden sekiz yıl önce doğmuşum ben de o hastanede. Evimiz de tam karşısındaymış.
Nice mutlu sağlıklı yaşlar diliyorum size tüm sevdiklerinizle…
Ocak 6th, 2010 at 10:35
Nice mutlu, huzurlu, sağlıklı yıllara. Oğluşunla, sevdiklerinle birlikte. Sevgi, umut, neşe hep hayatında olsun…
Ocak 6th, 2010 at 11:03
Ne güzel bir hikaye bu hem de çok çok güzel. İyi ki doğdun iyi ki varsın. Seni seviyorum.
Ocak 6th, 2010 at 12:38
Canim Özlemim, dogum günün kutlu, mutlu olsun, sevdiklerinle, sevenlerinle saglikli, huzurlu, mutlu, umutlu bir ömür diliyorum sana. Yeni yilin, yeni yasin her seyin en güzelini getirsin sana:))
Öptüm kocamanca:))
Ocak 6th, 2010 at 14:29
ah özlem… ağlayarak okudum. sen tarihe geçecek en yaramaz doğum günü çocuğusun
iyi ki doğmuşsun, iyi ki direnmişsin de gelmişsin. uzun uzun ve çok sağlıklı, çok mutlu yaşa. nice seneler olsun!
sevgiler…
Ocak 6th, 2010 at 16:22
İyi ki doğdun teyzecim, anneannem iyi ki doğurmuş seni:)
Ocak 6th, 2010 at 18:33
Geç gelen, çok beklenen anacığını kederler sonrası mutluluklara boğan oğlak burcu kadını.Güzel kadın doğum günün kutlu olsun.Daha nice senelere torunlarınla birlikte mutlu mesut ulaşasın dileriz.Zeynep kamil mi doğduğun hastane merak ettim sevgilerimle.
Ocak 6th, 2010 at 21:05
Canım yaa tüm dikkatimle okudum. Sen çok değerli bir bebeksin. Nice yıllara diliyorum. Nice nice sevdiklerinle geçireceğin yıllara. Öpüyorm.
Ocak 7th, 2010 at 00:14
İyi ki doğmuşsun Özlem’cim,
Doğum günün kutlu olsun, annesinin kıymetli bebeği. Okurken bütün tüylerim diken diken oldu denir ya onun gibi oldum işte.
Oğlak burcu!
Sevdiklerinle daha nice doğum günlerin olsun canım.
Annene hürmetler senide kocaman öperim canım.
Ocak 7th, 2010 at 11:05
Ocak 7th, 2010 at 16:58
Nice mutlu yıllara Özlemcim..yeni yaşında her şey gönlünce olsun.. iyi ki doğmuşsun:)
Ocak 8th, 2010 at 15:22
Nily’cim çok teşekkürler canım:)
Ocak 8th, 2010 at 15:23
Ocak 8th, 2010 at 15:23
Çok teşekkür ederim ben de öpüyorum , sevgilerimle…
Ocak 8th, 2010 at 15:24
Evet Nur’cum, oğlak burcu bizim burcumuz.
Çok çok teşekkür ederim.
Sevgilerimle…
Ocak 8th, 2010 at 15:26
Güzel dileklerin için çok teşekkür ederim.
Zeynep Kamil’ de doğmuşum.
Hep beraber inşallh.
Sevgilerimle…
Ocak 8th, 2010 at 15:26
Sağol canım:)
Ocak 8th, 2010 at 15:26
Çok teşekkür ederim canım güzel dileklerin hepimizin olsun.
sevgilerimle…
Ocak 8th, 2010 at 15:27
Belgin’cim güzel dileklerin hepimizin olsun canım.
Sevgilerimle…
Ocak 8th, 2010 at 15:27
Bende seni seviyorum Fulya’cım, çok teşekkürler.
Ocak 8th, 2010 at 15:27
Hep beraber Nurşen’cim.
Kocaman sevgilerimle…
Ocak 8th, 2010 at 15:28
O dönemin en önemli doğum hastenisiymiş Zeynep Kamil.
Demek aynı hastanede doğmuşuz.
Çok teşekkür ederim güzel dileklerin için Lale’cim.
Sevgilerimle…
Ocak 8th, 2010 at 15:28
Ben de seni çok öpüyorum canım, sevgilerimle…
Ocak 8th, 2010 at 15:29
Bekriya’cım çok çok teşekkür ederim.
Sevgilerimle…
Ocak 8th, 2010 at 15:30
Sağol Neşe’ciğim, 2010 hepimiz için güzellikler getirsin.
Sevgilerimle…
Ocak 12th, 2010 at 22:25
Doğum gününüz kutlu olsun:))
Nice mutlu yaşlarınız olsun…
Bloğumda ödülünüz var:)
Ocak 13th, 2010 at 12:56
özlemim bu kadar harika bir doğum hikayesini ilk defa okudum bu bir gerçek mi diycektim ki son satırlarında kalakaldım inanılmaz bir şey bu mucize denen şey .
huzurlu sağlıklı ve ailenle mutlu yaşlar geçirmen temennimiz.
doğum hikayelerini okumaya bayılıyorum cnm
http://www.bebek.com bu siteyi çok takip ediyorum ve bence oraya bu hikayeni göndermelisin hatta yeni dergi çıkaracaklarmış belkide orda yayınlanır.bu hikayeyi herkes okumalı…
Ocak 13th, 2010 at 13:57
Canım benim… Ne kadar da geciktiğimi şimdi fark etmiş olmanın utancı içerisindeyim. Sanırım geçici görev telaşıyla oldu ama yine de çok üzgünüm. Her şey gönlünce, gönlün sevdiklerinle olsun benim güzel arkadaşım…
Ocak 13th, 2010 at 16:30
Teşekkür ederim Banu’cum, hemen bakıyorum sayfana.
Sevgiler.
Ocak 13th, 2010 at 16:31
Olsun ben seni tanımıyor muyum Yeşom.
Çok teşekkür ederim güzel dileklerin için.
Döndüğünde mutlaka görüşelim özledim seni çok:)
Sevgilerimle…
Ocak 13th, 2010 at 16:32
Sağol Özlem’cim.
Önerdiğin siteyi de ziyaret edeceğim hemen.
Sevgilerimle…
Ocak 14th, 2010 at 00:03
Biraz gecikmişim ama doğum gününüz kutlu olsun, sevgiler
Ocak 14th, 2010 at 12:58
Demet’cim çok çok teşekkür ederim canım.
Sevgilerimle…